Dünyanın en ilginç dinleri ve ayinleri

20:55 0

gerçek korkunç ile ilgili görsel sonucu
Dünyanın en ilginç dinleri ve ayinleri
Dünyada yaşayan milyarca insan farklı inanışlar geliştirmiştir. Büyük semavi dinlerin yanı sıra hayatınızda ilk kez duyacağınız pek çok din vardır. İşte, ilginç inanışlar ve dinler ;



Jainism;

Jainisim, 2.500 yıllık tarihi olan dünyanın en eski dinlerindendir. Hindistan’da yayılmıştır. Tanrıların, karmaşık bir hiyerarşi içinde insanlarla birlikte yaşadığına inan bu inançta, insanın kendini kontrol etmesi gerekir. Bedensel tutkular ve zevkler için kendinize savaş açarsınız. Onlara göre, zamanın başı ve sonu yoktur. Oruç, meditasyon ve çile çekerek arınma çok önemli ritüelleridir. Dünyada yaklaşık 5 milyon kişi bu dine mensuptur.

Mandaeism ;

Mandaeism, aydınlanma, kurtuluş ve Tanrı görüşünü benimseyen gnostik bir dindir. Bu dinin İslam dini öncesi kökenli olduğuna inanılır. Yaklaşık 70 bin Mandaeisim inananın İran’a kaçtığı ve oraya yerleştiği bilinir. Herhangi bir kitapları yoktur. İsa, Yahya, İbrahim, Musa peygamberlerin sahte olduğuna inanırlar. Bir Kozmik anne ve baba, ışık, karanlık, yüce varlık gibi inanışları vardır. Büyük gizlilik içinde dinlerini sürdürmektedirler.

Candomble ;

19. yüzyılın başında ortaya çıkan Afro- Brezilya dinidir. Köleleştirilmiş Afrika’lılar tarafından ortaya çıkmıştır. Orishas isimi verilen bir tanrı her insan için bir tane vardır ve onu korur. Bu dinde iyi ve kötü yoktur. Her insan, sonuna kadar kendi kaderini yerine getirmek için çalışır. Yaptığınız herhangi bir kötülük mutlaka size dönecektir. Yaklaşık 2 milyon kişi bu dine inanmaktadır.

Aetherius ;

Aetherius, yeni çağın Ufo dinidir. George King tarafından 1950 ‘li yıllarda kurulmuştur. Daha sonraları, Hinduizm, Budizim, Hıristiyanlık ve Ufo iddiaları ile birleşmiştir. Dünya dışı bir Kozmik efendiye inanılır. Dinin amacı, insanları bu dünya dışı varlıklara işbirliği yapacak düzeye getirmektir. Mesihin bir uçan daire ile dünyaya geleceğine inanılır. Dünya çapında milyonlarca insan bu dine inanmaktadır.

Hermetizm ;

Hermetizm, Rönesans ve reformasyon sırasında Batı ezoterik geleneğinden etkilenen bir inanç sistemidir. Simya, astroloji bu dinde sıklıkla kullanılan öğelerdir. 1300-1600 yılları arasında bilimin gelişmesi ile ortaya çıktığına inanılır. Hermesçiler, kötü iblisler, ilahi melekler, kara büyü ve ilahi büyüye inanırlar.

Zerdüşlük ;

Eski İran kökenli din ve felsefe, tek tanrılı bir dindir. Eski zamanlarda pek çok imparatorluğun dini olmuştur. 145 milyon Zerdüşt bugün dünyamızda vardır. Yahudilik, Hıristiyanlık, İslamiyet gibi dinlerden çok etkilenmiştir. İyi ve kötü birbiri ile mücadele etmektedir. Din, aile ve yaşlılar, saygı konularında çok öğretiye sahiptir.

Thelema ;

20. yüzyılda yazar Alesiter Crowley tarafından geliştirilmiştir. O ve eşi 1904 yılında Mısır’da Aiwass isimli bir varlıkla temasa geçtiğini iddia etmiştir. Onun ona bir kitap verdiğini söyler. Kitapta eski Mısır Tanrılarının adı sıklıkla geçmektedir. Yoga, mistisizm ve Kabala fikirleri vardır.

Dünyada Hala Gerçekleştirilen 10 İlginç Ayin 

Bazı gelenekler kendi kendine dua etmek gibi sessiz olsa, bazıları daha çok insanı kapsayabilen şiddetli gelenekler olabilir. İşte bunlardan en ilginç 10 tanesi... 

10- Yamyamlık 

Hindistan'ın Varanasi şehrinde yaşayan Aghori Babalar ölüleri yemeleriyle ünlüler. İnsanın en büyük korkusunun kendi ölümleri olduğuna inanırlar ve bunu aydınlanmanın önünde bir engel olarak görürler. Bu yüzden ölümle yüzleşmenin yolunu ölüleri yemek olarak görürler. Bu kültüre göre din adamları, çocuklar, evlenmemiş veya hamile kadınlar yakılamazlar, bunun yerine öldükten sonra nehire bırakırlar, Aghori Babalar da onları nehirden alır ve yerler. 

9- Güneş Dansı 

Amerika yerlileri doğayı onurlandırmak amaçlı çeşitli geleneklere sahiptir. Bunlara kutsal ruha dua etmek veya yaşam ağacıyla bire bir iletişim halinde kurban vermektir. Kurbanın göğsünde bir delik açılır ve bu delikten geçen bir halatla yaşam ağacını sembolize eden bir direğe bağlanır. Daha sonra kurbanlar ileri geri giderek göğüslerine bağlı olan halatlardan kurtulmaya çalışırlar. Bu dans saatlerce sürebilir. 

8- Kendini Kamçılamak 

İslamiyet'in Şii mezhebine mensup inananlar her sene Hz. Muhammed'in torunu Hüseyin'in acısını paylaşabilmek için kendilerini kamçılıyorlar. Bu şiddetli eylemde insanlar zincirlere bağlı bıçaklarla kendilerini kamçılıyorlar ve inançlı hallerinde pek fazla acı hissetmiyorlar. 

7- İple Atlama 

Pasifik'de bir adada Bunlap köyünde Gkol isimli ilginç bir gelenek yürütülüyor. Bungee jumping'e benzeyen bu gelenekte insanlar dans ediyor ve gönüllü olanlar ileri çıkıp atlamayı yapıyorlar. Bileklerine ip bağlıyorlar ve bu gelenek için özel yapılmış tahta kulelerden atlıyorlar. Gönüllüler kırık kemiklerin oluşması riskine karşı kafaları önde düşünmeden atlıyorlar ve ne kadar yüksekten atlarlarsa tanrı tarafından o kadar kutsanacaklarını düşünüyorlar. 

6- Voodoo ve Ruhsal Ele Geçirilme 

Vodun Batı Afrika'da bir din. Bu dinin geleneklerinden birisi de birini bir tür medyum haline dönüştürmek. Bu kişi ormana götürülerek kutsal ruhla iletişime geçmesi sağlanıyor. Ruh vücudu ele geçiriyor ve kişi bilinçsiz hale geliyor. Bu halde aç ve susuz 3 gün kalıyorlar, daha sonra ise başka bazı ayinlerle bilinçlerine kavuşuyorlar. 

5- Gökyüzüne Gömülme 

Tibet'te Budistler reenkarnasyona inanıyorlar, dolayısıyla vücudun öldükten sonra korunmasına gerek duymuyorlar. Bu yüzden öldükten sonra ölü bedenler genellikle yüksek yerlerde açık alanlara bırakılıyor böylece yırtıcı kuşlar tarafından yeniliyorlar. Rahipler bunu hızlandırmak için ölü bedeni parçalara ayırarak açık alanlara bırakıyorlar. 

4- Ateşte Yürüme 

Malezya'da Taoistlerin düzenlediği 9 İmparator Tanrı Festivalinde insanlar ateşin üzerinde çıplak yürüyor çünkü ateşin kusurları ve kötü ruhları uzaklaştırdığına inanıyorlar. Böylece insanların gerçek ruhsal gücü ortaya çıkıyor ve bunu her yıl yüzlerce insan yapıyor. 

3- Ölülerle Dans 

Kemiklerin dönüşü anlamına gelen Famadihana festivali her yıl Madagaskar'da düzenleniyor. Katılımcılar ölü beden ne kadar çabuk çürürse o kadar hızlı sonraki yaşama geçeceklerini düşünüyorlar, bu yüzden ölü bedenleri mezarlarından çıkarıp onlarla beraber dans edip şarkı söylüyorlar, gelenek bitince de geri gömüyorlar. 


2- Delinme 

Tayland, Puket'te her yıl düzenlenen Vejeteryan Festibali'nde çok ilginç bir gelenek düzenleniyor. Bu mazoşist ayinde gönüllüler yanaklarından bıçak, kılıç, kanca ve hatta silahlar geçiriyorlar. Bu ayin sırasında tanırının bedenlerine girdiğini ve onları kötülüklerden koruduğunu düşünüyorlar. 

1- Ölüm Ayini 

Amazonda yaşayan dünyanın en ilkel kabilesi Yanomami, ölümün doğal bir olay olmadığını düşünüyor. Bu yüzden ölüler yakılıyor ve külleri muzla karıştırılarak yeniyor. Bu sayede ölenlerin yaşamlarının devam ettirildiğini düşünüyorlar.
Onedio.com

HAKKIMIZDA (insan kimdir)? "Takipçi ve arkadaşlarımız için manifestomuzdur."

04:59 0


HAKKIMIZDA (insan kimdir)?

"Takipçi ve arkadaşlarımız için manifestomuzdur."

İnsan'ın dini,mezhebi,milliyeti,ırk'ı yoktur. 
Öylesine işte orta yerde çısçıplak İnsan'dır. 
Elbette bu Mevlanalara,Yunuslara,Hace Bektaşlara 
ve onların tarzında olanlara hayran olmayacağımız anlamına gelmez. 
İdeolojisi izmleri, partisi örgütü de yoktur.
İnsandır sadece.
Bu da herhangi bir siyasi görüşümüz olmadığı anlamına da gelmez. 
Hiç bir partinin örgütün savunuculuğunu yapmaz.
ancak bu oluşumların içinde yer alan kişilerin insani açıklamalarına yer verebilir. 
Bu MHP,CHP,HDP... sol,sağ,samimiyetine güvendiğimiz dini örgütlerde olabilir. 
AKP olmaz çünkü AKP'de etkili özgür ve özgün olarak sadece tayyobama konuşur, 
O da insani konuşmaz konuşsa bile inandırıcı olmaz.
İnsan ne çok ilericidir,ne gerici,ne sağcı,ne solcudur.
Orta yolcu da değildir.
bizim kendimizin herşeyden ayrı herkesden farklı bir yolumuz vardır.
O yol sadece bizim yolumuzdur.
kimsenin ayak izine basarak yürümeyiz
Düşünmekten korkan ve özgürce davranamayıp kalıpsal bir ideolojinin 
ezberci bir şekilde peşinden gidenlerden değildir insan.
Gerilerde kalamaz karanlıktan korkar,
çok ileriye de gidip yükseklerde de uçamaz,
savrulup gitmekten korkar,ayakları yere basmalıdır.
Bu günün gerçekleriyle bütünleşmelidir.
Onlarla konuşmalı, yürümeli,yüzleşmelidir. 
Yani paçamızın kiri ile gül bahçesinde gezmeyi ne hayal ederiz ne sloganını atarız.
Geleceğin doğrusu istikametinde bu günün doğrusunu yaşar savunuruz.
Günün şartlarına göre insanın yararına, ülkenin yararına, doğanın ve hayvanların yararına, 
neyi yapmak gerekirse onu düşünür, onu yazar, onu yaşarız. 
Sonuçta tüm zamanı doğrusu eşsiz mükemmelikte felsefe kitabı yazmıyoruz.
Yamyamlarla dolu bu dünyada bu günün gerçekleriyle bir ülkeyi kurtarmanın,
insanlarını yaşatmanın yolunu arıyoruz.
Kendi din tarihimizim 1400. yılında ortaçağ karanlığında iken Avrupa'nın 1789 ve
rönesansına yüzlerce yıl sonra eşdeğeri sayabileceğimiz Cumhuriyet devrimlerini bile
tam olarak içine sindirememiş,ilerletilememiş ve geriye doğru kaybedilmekte olan bir toplumda iken,
Sendikalı isçi sayısının 40 yıl öncesinin ülke nüfusuna göre   (1970'lerde gelişmemiş sanayide 40 milyon nufusa karşılık 3 milyon sendikalı işçimiz vardı, şimdi 70 milyonuz sanayi 20 kat gelişti ama yarım milyon sendikalı işçimiz var) kırk yıl sonra onda birine gerilemişken ve bu işçiler tarikat ocaklarında höykürmekle meşgulken,Cumhuriyeti atlayıverip öyle fasulye ağacının tepesine çıkıp,1 doların üzerindeki tek gözlü devle devrimcilik, Sosyalizmcilik oynamak bizim tarzımız değildir.
Biz bastığımız toprağı,toprağın nasıl koktuğunu da biliriz.
Ancak sosyalist düşüncelidir "İnsan". 
Hümanisttir.
Sosyalizmi bir rejim olarak düşünmekten ziyade bir bilim, bir felsefe,bir yaşam tarzı, 
yürüme şekli,duygusallık, insancılık, doğayı ve hayvanları sevme öğretisi olarak görür. 
Şimdilik, haksızlıklara karşı duruşun şekli,emeğin iktidari değil hakkını savunma yoludur.
İnsan hangi ideolojide olursa olsun hiç bir siyasi partinin etkili,yetkili,sorumluların, 
kurum ve kuruluşların propagandasını,övgüsünü,şakşakcılığını yapmaz.
İyi olmak,mükemmel yönetmek zaten görevleridir.
Yapamıyorlarsa bırakmalıdırlar.
İnsan sonu itibariyle insana zarar veren,zarar görmesine sebep olan, tüm dinlere,
partilere,ideolojilere, törelere,yasalara karşıdır,
Her zaman muhalefettir.
İnsan sadece insandan yanadır, 
insanın onurundan hakkından yana.
Doğadan yana hayvan haklarından yana,
Emekten yana,
Bize ulusalcı,sagcı,milliyetçi,ırkçı faşist diyenler oluyor. 
Dünyanın,tek ulus olmasına çok zaman var,
Biz şimdilik ulusumuzu da milletimizi de çok seviyoruz diyoruz. 
Ajan diyenler oluyor. 
Doğru diyoruz ajanız ama gizli değiliz halkın ajanıyız. 
Provokatör diyenler oluyor. 
"Tamam,o da doğrudur." Çünkü egemenlerin değil halkın provokatörüyüz. diyoruz.
Faşist ırkçı diyenler oluyor. "Sağol kardeş."diyoruz. 
Oysa bu söylenenlerin hiç birinin bizimle ilgisi yoktur.
Biz orta yerde çırılçıplak insanız. 
Şeffaf,parlak "AYNA" gibiyiz. 
Bize her bakan kendini görüyor.
Kötü iseler,kötü şeyler söylüyorlar. 
İyi iseler,iyi şeyler.
Irkçılar ırkçı diyor, 
faşistler faşist, 
Sosyalistler sosyalist, 
Hümanistler de hümanist diyor. 
"İnsan'a bakan kendini görüyor, 
İnsan'a onu söylüyor." 
Biz herhangi bir kavram ideoloji peşinde değiliz. 
Asla bu fikirlerin adamı,kölesi olmaz. 
Kendimizi bu fikirlere kullandırmayız.
Aksine bu fikirleri iyi tanır,öğrenir,biz o fikirleri kullanırız. 
O karşıt fikirlerin içinde bize doğru gelen bir çok şey vardır.
Hepsinin içinden insandan yana doğru ve güzel olanları seçer,


onları bütünleştirir,kendi doğrumuzu oluştururuz.
Tam olarak hiç kimse gibi hiç bir ideoloji ve kalıplaşmış görüş gibi olamayacağımız için, 
herkes bizi eleştirecek diye kaygımız da olmaz.
Eleştirildikçe doğru yolda olduğumuzu daha iyi anlarız. 
Yani insan sıradışıdır.
Kendisi gibidir sadece. 
Bu günün gerçeklerinin uzantısında yarının insanından yana,
insan için, marjinal de oluruz terörist de.
Şimdiki rütbemiz çapulculuktur. 
Artık egemen isim koyucular ne derse bundan da onur duyarız. 
Okuduğunuz için teşekür ederiz
Bağlantılarımız:

Anaokulunda skandal görüntüler... Küçük çocuklara türban takılıp erkek çocukların ayakları yıkatıldı...

Anaokulunda skandal görüntüler... Küçük çocuklara türban takılıp erkek çocukların ayakları yıkatıldı...

13:18 0




Anaokulunda skandal görüntüler... Küçük çocuklara türban takılıp erkek çocukların ayakları yıkatıldı...
İstanbul Kartal'da bulunan Özel Çınar Anaokulunun etkinliğinde küçük kız çocuklarına türban takıldı, erkek çocukların ayakları yıkatıldı.
Anaokullarında yaşanan skandallara bir yenisi daha eklendi. İstanbul’da bulunan Kartal Özel Çınar Anaokulunda yapılan bir tiyatro gösterisi tepkilere neden oldu.
KIZ ÇOCUKLARINA TÜRBANTAKILDI, ERKEK ÇOCUKLARIN AYAĞI YIKATILDI

Evrensel'den Nazlı Eray'ın haberine göre, 3-6 yaş arası çocukların oynadığı tiyatro gösterisinde yöresel kıyafetler giyen kız çocuklarına, erkek çocukların ayakları yıkatıldı. Kız çocuklarının başına türban takıldı. Erkek çocuklar kurulan sofranın başköşesine oturtulurken kız çocukları yemek yaptı ve erkek çocuğun ayağını yıkadı.
Görüntüler, gelen tepkiler sonucu Özel Çınar Anaokuluna ait Facebook sayfasından kaldırıldı.




http://www.yurtgazetesi.com.tr/turkiye/anaokulunda-skandal-goruntuler-kucuk-cocuklara-turban-takilip-h64727.html

ÇOK TARTIŞILAN TÜRKÇE EZAN ... BAKINIZ NASIL OKUNMUŞ İLK TÜRKÇE EZAN

18:44 0


Résultat de recherche d'images pour "TÜRKÇE EZAN ... "
ÇOK TARTIŞILAN TÜRKÇE EZAN ... 

BAKINIZ NASIL OKUNMUŞ İLK TÜRKÇE EZAN

ve Sinan meydandan Atatürke atılan iftiralara cevap


Sinan Meydan tek tek anlattı


Osmanlı'da bira üretiliyor muydu, Şapka giymedi diye idam edilen kimse var mı, Atatürk'ün mal varlığı...
Araştırmacı Gazeteci Tuncay Mollaveisoğlu’nun, Ulusal Kanal’da yayınlanan ve her hafta gündem yaratan programı Anında Gazete, Türkiye’nin son yıllarda yetiştirdiği en önemli Tarihçi Yazar Sinan Meydan’ı ağırladı. Meydan, son dönemdeki enkaz, çocuklara bira içirilmesi gibi konular ile birlikte, karşı devrimcilerin çarpıtmalarına da belgeleriyle cevap verdi.
Mollaveisoğlu’nun, ‘‘Bu akşam, Atatürk Türkiyesi’ne düşman olanların ipliğini pazara çıkaracağız’’ sözleri ile başlayan programda ilk olarak, Emine Erdoğan’ın ’90 yıllık enkaz’ ifadesi değerlendirildi. ‘’Ülkeyi yöneten iktidar mensuplarına karşı, Atatürk’ü ve Cumhuriyet’i savunmak zorunda kalmaktan üzüntü duyuyorum’’ diyen Sinan Meydan, Emine Erdoğan’ın sözlerinin kendisini şaşırtmadığını, tescilli Atatürk düşmanı, akıl hastanesinden raporlu, fesli danışmanların, bu çarpıtmaları Erdoğan’ın önüne belge diye koyduğunu söyledi.
Cumhurbaşkanı’nın dahi Cumhuriyet’i eleştirdiğini ve yıpratmaya çalıştığını ifade eden Meydan, ‘‘Cumhuriyet saltanat soyluluğunu yıktı. Kendini Allah’ın yeryüzündeki gölgesi olarak gören düşünceye son verdi, şirk düzenini yıktı ve halkın iktidarını kurdu. Onun için siz cumhurbaşkanısınız, onun için siz başbakansınız. 1923’ten itibaren Anadolu çocukları bu toprağın sahibi oldu. Sayın Erdoğan ne ile övünüyor; Kasımpaşalıyım, halkın içinden geldim. Sayın Cumhurbaşkanı, siz halkın içinden nasıl geldiniz? Bu ülkeyi kuran adamın, o saltanat-şirk düzenini yıkmasıyla geldiniz’’ dedi.

İŞTE SİNAN MEYDAN’IN ANINDA GAZETE’DE ANLATTIĞI TARİHİ GERÇEKLER

OSMANLI DÖNEMİNDE BİRA FABRİKALARI KURULDU


- Sayın Cumhurbaşkanımız, ‘tek parti döneminin jakobenleri, batılılaşma ve modernleşme adına alkol kullanımını teşvik etmişlerdir’ dedi. Sanki bu ülkeye birayı getiren Atatürk. Bu topraklarda Hititler’den beri bira üretiliyor!
- Osmanlı İmparatorluğu’nda 1800’lerde bira imalathaneleri açılmaya başlanmış. 1893'te İstanbul’da İsviçreli Bomonti Kardeşler bira fabrikası kuruyor. O dönemde Osmanlı İmparatorluğu’nda çok az fabrika var ve Bomonti kadar gelir getiren başka bir fabrika da yok. Ve bu bira politikasını uygulayan, bugün birilerinin evliya derecesinde, insanüstü boyutlarda anlattıkları Sultan 2. Abdülhamid. O dönemin gazetelerinde bira reklamları da var. Birileri de çıkıp ‘Osmanlı padişahı biraya özendirmiş’ diyebilir ama ahlaki olmaz.
- 1909 yılında bir fabrika daha kurulmuş Büyükdere’de. Sonra kurulan bir başka bira fabrikası ile birleşerek büyümüş. O dönemde İstanbul’da bira bahçeleri var. Bakın daha ortada Cumhuriyet yok, o zaman sen bunu Cumhuriyet ile özdeşleştiremezsin.

İŞTE ATATÜRK’ÜN BİRA FABRİKASINI KURMA NEDENİ

- Osmanlı son dönemde devlet borçlarını ödeyemedi, Düyun-u Umumiye Teşkilatı kuruldu. Osmanlı’nın maden gelirlerinden kibrit gelirlerine kadar el konuldu. İşte bira fabrikasının gelirlerini de burası işletmeye başladı.
- Atatürk’ün en büyük özelliklerinden biri de yerli bir ekonomi yaratmaya çalışmasıydı. O dönem Bomonti, bira sektörünü elinde tutuyor, Atatürk ise yerlisini kurarak, yabancı sermayenin tekelini kırmak istiyordu. Yani burada amaç ‘insanları alkole nasıl alıştırırız değil, fakir bir ülkeyi nasıl kalkındırırız’dır.
- Atatürk’ün İsmet Paşa ile son dönemlerdeki ayrılık sebeplerinden biri de bu fabrikaydı. Atatürk Bomonti’nin etkisinin azaltılmasını istiyor fakat İsmet Paşa’nın kardeşi Rıza Temelli’nin, Bomonti’de hissesi var. Hatta dönemin tarım bakanını da, Rıza Temelli nedeniyle Bomonti etkisinde kalmış.
- Bira o dönem, diğer alkollü içeceklerden farklı bir statüde. Bira, reklamlarda besleyici, belli miktarda tüketildiğinde yararlı olarak sunuluyor. Bunun kaynağı Batı çünkü orada da aynı reklamlar var.

CUMHURBAŞKANI’NIN ‘‘ELİNDE BİRA OLAN ÇOCUKLAR GÖRÜRSÜNÜZ’’ AÇIKLAMASI


- Bu çok talihsiz bir açıklama. Evet halk orada bira içebiliyor fakat Ankara Orman Çiftliği’nde malt fabrikası da var ve orada şark malt hülasası üretiliyor. Bu, özellikle çocuklara içirilen bir ilaç ve 1990’lara kadar eczanelerde de satılıyor. Bunu Osmanlı döneminde Bomonti de üretmiş. Hatta günümüzde kendilerine yakın, İslami hassasiyetleri yüksek bir firma yeniden üretmeye başladı. Dolayısıyla aileler bira içerken, çocuklar da aynı şişede sunulan malt hülasasını içiyorlar. O yüzden burada derin bir bilgisizlik ya da korkunç bir çarpıtma var. 

ATATÜRK’ÜN DİN DÜŞMANI OLARAK GÖSTERİLMESİ

- Atatürk düşmanlığının iki temel ayağı var: Din düşmanlığı, Kürt düşmanlığı. Bu uluslararası projenin Türkiye’deki aktörleri hala bilinçli ve planlı olarak iftiralarını sürdürüyorlar.
- Karalama kampanyasının merkezinde din var. Toplumca hassasiyetimizin olduğu bir konu olduğundan din düşmanı olduğu iddia edilerek önyargı oluşturulmak isteniyor. Ama toplumumuz ne kadar duyarlı ki, 10 Kasım’da Anıtkabir’e gidiyor, ellerini açıp duasını ediyor.
- Atatürk’ün sadece saltanatı ve halifeliği yıkması, tarihe adını altın harflerle yazması için yeterlidir. Bunu yapınca geleneksel İslam anlayışıyla karşı karşıya kalıyorsunuz ama aslında Kuran’da ya da hadislerde saltanat yoktur. Halifelik de aynı şekilde, gücü ele geçirenlerin sonradan oluşturdukları bir şey, dinle ilgisi yok. Atatürk bunları söküp atınca, sanki dinsel kurumlarmış gibi bir algı oluşturuldu.
- Osmanlı İmparatorluğu şeriatla yönetiliyordu fakat Kuran duvarda asılıydı. Cumhuriyeti döneminde, Kuran duvardan indirildi, Kuran’ı halka açtı Cumhuriyet. Bu bir dinsel devrim aslında.
- Kuran 13. yüzyılda da Türkçe’ye tercüme edildi, Osmanlı döneminde de birkaç girişim oldu fakat bunların hepsi bireysel çabalardı ve yaygınlık kazanmadı, halka ulaşmadı. Kuran matbaa geldikten 100 yıl sonra basıldı, o da Türkçe değil.
- Cumhuriyet döneminde ise Türkçe tefsir yapıldı, ülkenin dört bir yanına ücretsiz dağıtıldı. Kuran yasaklandı gibi bir iddia doğru olabilir mi? Cumhuriyeti kuranlar Elmalılı Hamdi Yazır’a para vermişlerdir doğru bir Kuran tercümesi olması için.
- Cumhuriyet İslam’ın özüne dokunmamıştır. Ee, Türkçe okunuyor. Okunsun! İngilizce de okunur, Fransızca da... Ezanlar susturuldu diye yalan söylüyorlar. Ezan 1932-1950 yılları arasında Türkçe okundu ama gürül gürül okundu. Ezanın susturulduğu bir zaman var ama: İşgal yılları…
- İbadetlere dokunulmadı ama hayatla ilgili meselelere müdahale edildi. Hukuk sistemi, harf devrimi, kadın hakları… Türkiye hala İslam dünyasının parlayan yıldızıysa, bunun temelinde o devrimler var.
- Atatürk’ün amacı dindar bir toplum yaratmak değildi. Atatürk, din anlaşılırsa dincilerin ortadan kalkacağına inanıyordu.

ATATÜRK KAFATASÇI İDDİASI NEREDEN ÇIKTI?


- Emperyalizm sadece topuyla tüfeğiyle saldırmaz, sizi hakir gösterir. Avrupa’da yükselen tezler, Türkler evrimini tamamlamamış, zencilerle birlikte evrim basamağının en altında yer alan sarı bir ırktır şeklindeydi.
- Cumhuriyeti kuran adam Batı’ya meydan okudu. Dünyanın en büyük antropologlarından Pittard’ı Ankara’ya davet etti. Mezarlardan kafataslarını çıkaralım, sağ olanlarınkini ölçelim ve eşit olduğumuzu tezleriyle ortaya koyalım istedi ve bu haklılığını tüm dünyaya duyurdu.

ŞAPKA TAKMADI DİYE BİR KİŞİ DAHİ İDAM EDİLMEDİ

- Şapka devrimiyle alay edenler var, böyle devrim mi olur diye. Atatürk’ü anlamaya çalışırsanız, bunun bir vitrin devrimi olduğunu görürsünüz. Cumhuriyet ve devrimlerde hedef, zihinlerin değişimidir. Şapka devrimi de bu değişimin dışarıya yansıtılmasıdır.
- Şapka devriminin kanun maddesinde şu ifadeler geçiyor: Halkın kendiliğinden kullanmaya başladığı şapka, bundan sonra memurlar ve mebuslar için zorunludur. Yani iddia edildiği gibi herkes için zorunlu değildi. Memurlar ve mebuslar içinse, şapka takmayanlara para, takmamayı sürdürürse bir yıla kadar hapis cezası vardı. Şapka takmadığı için kimse asılmadı Türkiye’de.

İŞTE ŞAPKA TAKMADIKLARI İÇİN İDAM EDİLDİĞİ SÖYLENEN KİŞİLER VE EFSANELER

Atatürk’e düşman olanların ürettikleri masallar, tarih tezi haline getiriliyor. İdamların şapka devrimiyle bir ilgisi yoktu. Dini siyasete alet etmek vatana ihanet suçuydu ve cezası da idamdı.
- Şalcı Bacı
1925 yılında Erzurum’da şapka kışkırtıcıları ufak çapta bir hareket başlatıyor. İsyan bastırılıyor ve sıkıyönetim mahkemesi kuruluyor. İsyanın elebaşlarından bazıları idam ediliyor, bazıları Ankara’ya sevk ediliyor. Buradan bir mağduriyet çıkmayınca, bu tarihi yalanların piri Necip Fazıl, Erzurum’da bir de kadın asıldı iddiasını ortaya atıyor ve bunu kitabına da koyuyor. Sonra Çetin Altan çıkıyor, benim dedem de orada komutandı, hızını alamayıp bir kadını astığını duydum diyor. Arkasından Nimet Arzık çıkıyor, Şalcı Bacı olarak bilinirdi, boyu şu kadardı, ağlayarak götürüldü diye bir hikaye yazıyor. Bu üç kişinin kaynağıyla romanlar, tezler yazılıyor ama dönemin yerel ve ulusal basınında bu olaya dair tek bir satır yok. Hatta sadece burada değil, istiklal Mahkemeleri’nde yargılanan kadınlar var ama idam edilen tek kadın yok.
- İskilipli Atıf
Bir din alimi güya. Güya diyorum çünkü yazdığı makaleler arasında hakikaten sorunlu olanlar var. İskilipli Atıf’ın şapka devriminden önce yazdıkları için idam edildiği tamamen palavra. İki kez yargılanmış, ilki Giresun’da. O dönemde Giresun’daki ve Rize’deki isyancılardan İskilipli Atıf’ın risaleleri çıkıyor çünkü. Yargılanıyor ama suç unsuruna rastlanmadığı için beraat ediyor. Sadece kitabının dağıtılması yasaklanıyor çünkü halkı isyana teşvik ediyor. İskilipli daha sonra İstanbul’a dönüyor ama bu kez de Ankara İstiklal Mahkemesi çağırıyor çünkü kitabın dağıtımı devam ediyor. İki soru soruluyor: Bu kitabı neden dağıtıyorsun? Kurtuluş Savaşı’nda Teali İslam Cemiyeti’nin bildirisinin altına imza attın mı? İskilipli Atıf bildiriyi imzalasa da aslında karşı olduğunu, bunu da gazete ilanıyla duyurduğunu söylüyor ama Atatürk ve silah arkadaşlarını öldürmenin caiz olduğunu yazan o bildiri çoktan yayılmış durumda. Dolayısıyla İskilipli Atıf, halkı kışkırtmak ve vatana ihanet suçlarından idam ediliyor.
- Hamidiye zırhlısının Rize’yi bombaladığı iddiası
Rize’de 150 kişilik bir grup şapka karşıtı hareket başlatıp jandarma karakoluna yürüyor. Slogan atıyor, şehrin yağmalanacağını söylüyorlar. Bu olay bastırılıyor ve Gezici İstiklal Mahkemesi Rize’ye geliyor. Üç gün süren yargılama sonucunda, 63 kişi mahkum oluyor, bunlardan elebaşı olan sekizi idam ediliyor. Hamidiye bombalaması nereden çıkıyor? Evet, zırhlı o sırada kıyıda duruyor. Bir güvenlik önlemi olarak çünkü isyan büyürse bastırılacak. Bu işin piri yine Necip Fazıl. Kitabında diyor ki, Hamidiye toplarını havaya ateşledi. O bile insaflı davranmış, havaya ateşledi demiş. Sonrakiler Hamidiye, Rize’yi bombaladı, yaktı yıktı diye romanlar yazdılar. Bu, Rizelileri Atatürk düşmanı yapmak için kurgulanan bir oyun. 

ATATÜRK’ÜN MAL VARLIĞI


- Atatürk, 17 yılı savaş meydanlarında geçmiş bir komutan. 1923 yılına kadar çok sıkıntı çekmiş. Hatıra defterlerinde parasının yetmediğini, ailesini geçindirmekte zorlandığını açıkça ifade ediyor.
- 1923 yılından itibaren ortalama 10 bin lira Cumhurbaşkanlığı maaşı alıyor ancak bu paranın neredeyse tamamını dağıtıyor. Sosyal yardımlara veriyor, çevresindekilere dağıtıyor, ihtiyacı olanlara ev alıyor. Hatta, aldığı para İsmet’e yetmez diyerek başta iki, sonra üç bin lira da İsmet Paşa’ya veriyor. Uzun süre köşkün iaşesinin kendi karşılıyor, çalışanlara ayrıca maaş ödetmiyor. Ne zaman para bitiyor, çalışanlara maaş bağlanıyor.
- Medeni kanuna göre yakınlarınıza bir miktar da olsa para bırakmak zorundasınız. İşte Atatürk dünyada bir ilke imza atarak 12 Haziran 1933’te özel bir kanun çıkartıyor. Bu kanunla akrabalarına tek bir kuruş bırakmadan tüm mal varlığını Hazine’ye devrediyor.
- Atatürk öldüğünde hesabında olan parası:
Emekli maaşı: 19 bin 566 lira 80 kuruş

Cumhurbaşkanlığı maaşı: 73 bin lira 98 kuruş

Bu kadarına da pes diyeceksiniz !

Bu kadarına da pes diyeceksiniz !

09:20 0



Bu kadarına da pes diyeceksiniz !


İngiltere’de sarhoş olduğu sırada tecavüze uğradığı için polise başvuran kadına bizzat kendi kocasının tecavüz ettiği ortaya çıktı. Adama yedi yıl hapis cezası verilirken, kadın büyük bir ihanete uğradığını söyledi.
Olay, başkent Londra’nın yakınlarındaki Reading’de meydana geldi. Kocasıyla kavga ettikten sonra öfkeyle tek başına dışarı çıkan kadın sarhoş olup bir yolun kenarındaki bankta sızdı. Çevredekilerin girişimiyle kocası onu almaya geldi.

Ancak kadın sabah uyandığında cinsel bir saldırıya uğradığından şüpheleniyordu. Bu şüphesini anlatınca kocası da onu polisi araması için teşvik etti. Ancak DNA testlerinden, kadının isteği dışında bir ilişkiye zorlandığı ve tecavüz eden kişinin de bizzat kocası olduğu ortaya çıktı
Geçtiğimiz mayıs ayında yaşanan olaydan sonra kadın kocasına dava açtı. Dün sonuçlanan davada, adam yedi yıl hapis cezasına çarptırıldı, eşinin yanına yaklaşması yasaklandı.
Adam eşinin olay sırasında ‘çok sarhoş olduğunu ve ne dediğinin anlaşılmadığını’ savunurken, yargıç Lydia Smith kararı “Onu eve götürdün ve aldığı alkol nedeniyle onay vermesi imkânsızken ona tecavüz ettiniz. Eşiniz, sorumlu kişinin siz, yani kocası olduğunu öğrendiğinde derin bir şoka girdiğini anlattı” sözleriyle açıkladı. Kadının ifadesinde de “Hayatta güvendiğim tek kişi tarafından ihanete uğradım” dediği belirtildi.
Gazete Vatan

Eşinin Vefatının Ardından Hamile Olduğunu Öğrendi – Ultrasonda Gördüklerine İnanamadı

Eşinin Vefatının Ardından Hamile Olduğunu Öğrendi – Ultrasonda Gördüklerine İnanamadı

22:21 0




Eşinin Vefatının Ardından Hamile Olduğunu Öğrendi – Ultrasonda Gördüklerine İnanamadı
Hayatınız gözlerinizin önünde kararırken iyi şeyler düşünemiyorsunuz. Ancak karanlıkta bile küçük de olsa bir aydınlık vardır.
Bunu eşi Bryan’ın kaybeden Courtney Hill çok acı bir şekilde tecrübe etti.

Geçtiğimiz sene şubat ayında Bryan geçirdiği trafik kazası sonucunda hayatını kaybetti. Courtney’nin ruh eşi, kızı Reagan’ın ise kahraman babası artık hayatta yoktu.
Courtney eşini kaybettikten sonra bir türlü toparlanamadı. Ancak kendisini bekleyen bir sürpriz vardı.
Kadın eşinin vefatının ardından hamile olduğunu öğrendi.

Hala eşinin yasını tuttuğundan, hamile olduğunu öğrenen bir anne adayı gibi mutlu olamadı.
Bir yandan da karnında acı hissetmeye başladı. Çocuğunu düşürme korkusuyla hemen doktora göründü.
Courtney hastanede bir sürprizle daha karşılaştı.
Ultrasonda iki erkek bir de kız bebek göründü.
Courtney, CBS Chicago’ya “Gözlerime inanamadım. Bana eşimi hatırlatacak üç yavrum daha olacağından sevindim” dedi.Facebook

Rutin kontrollere gittiği bir esnada Courtney, Brady ismini vermek istediği bebeğinin kalbinin atmadığını öğrendi.
Miles ve Harper ismini koyacağı iki bebek ise sağlıklı bir şekilde dünyaya geldi.
Çocukları Reagan, Miles ve Harper ile beraber Courtney çok mutlu. Çocuklarının büyümesini dört gözle bekliyor.Facebook

Kendisine bebeklerin ikiz olup olmadığı sorulduğunda ise Courtney, “Hayır. Onlar hayatta kalmayı başaran üçüzler” diyor.
Elbette Courtney, eşini ve ölen bebeğini için üzülüyor. Ona güç veren ise hayattaki çocukları.Facebook

Courtney, insan hayatının elden aniden kayıp giden bir şey olduğunu bildiğinden çocuklarıyla her anını doya doya geçiriyor.
Maddi durumları çok iyi olmasa da ailesi ve arkadaşlarının yardımıyla dimdik ayaktalar.Facebook
Haberden de çıkaracağınız gibi önemli olan uzun yaşamak değil yaşadığınız her dakikanın tadını çıkarmak.

Sokak ağzıyla konuşan pis dilli C.başkanı’na Atatürk'lü soylu bir tarihi cevap !

Sokak ağzıyla konuşan pis dilli C.başkanı’na Atatürk'lü soylu bir tarihi cevap !

14:05 0

C.başkanı’na tarihi cevap ! ile ilgili görsel sonucu
Sokak ağzıyla konuşan pis dilli C.başkanı’na Atatürk'lü soylu bir tarihi cevap !


“CHP’nin tek parti diktatörlüğünde ne yapıldı Allahaşkına?”

“CHP’ye soruyorum; Yahu senin bu memlekette dikili bir ağacın mı var?”

“Bu cibiliyetsiz partinin bu ülkeye hiçbir katkısı olmamıştır”

“CHP iktidarında şu ülkede bir taş üstüne taş kondu mu?”

“Biz bu CHP’nin cemaziyelevvelini (tüm geçmişini) biliriz, hiçbir eserleri, emekleri yoktur bu ülkede”
Yukarıdaki sözler Sn. Erdoğana ait.
Ben bir yurttaşım. Bu memleketin ekmeğini yedim… Suyunu içtim, okullarında okudum, rampa yukarı yollarında yürüdüm. Jopunu da yedim baklavasını da…
Ömrüm de bu ülkede son bulacak.
Mustafa Kemal sonrası CHP’ye mesafeli durdum. İnönü döneminde hem doğru bulduğum hem de yanlış bulduğum politikalar var.
Ama bu, ona saygı duymama engel değil.
Toplumcu, sosyalist programlara daha yakın hissettim kendimi her zaman.
Ama bu CHP’nin kurduğu Türkiye Cumhuriyeti’nin tarihine saygı duymama engel değil.
Saldırmaya CHP’den başlayıp, İnönü ile devam edenlerin gerçek amaçlarının Mustafa Kemal’e saldırmak olduğunu, bunu alenen yapmalarına çok az bir zaman kaldığını görmeme engel değil…
Ama şu ”cibilliyetsiz” dönemi çok merak ettim.
Kafama taktım ve araştırıp yazdım.
Liste uzun; çünkü dünyaya damgasını vurmuştu!
İşte hayalken gerçek olanlar:

1923 – Cumhuriyet Halk Partisi Kuruldu. (9 Eylül 1923)
1923 – CHP Genel Başkanlığına Mustafa Kemal Atatürk seçildi. (11 Eylül 1923)
1923 – Ankara Başkent ilan edildi. (13 Ekim 1923)
1923 – Cumhuriyet ilan edildi (29 Ekim 1923)
1923 – Türkiye Turing ve Otomobil Kurumu kuruldu.
1924 – Hilafet kaldırıldı.
1924 – Tevhid-i Tedrisat (Öğretim Birliği) kabul edildi.
1924 – İlköğretim zorunlu hale getirildi.
1924 – Lozan Antlaşması yürürlüğe girdi.

1924 – Gölcük’te ilk tersane ünitesi kuruldu.
1924 – Devlet Demiryolları kuruldu.
1924 – İstanbul – Ankara arasında ilk yolcu uçağı seferi yapıldı.
1924 – Türkiye İş Bankası kuruldu.
1924 – Türk Kadınlar Birliği kuruldu.
1924 – Ankara ilk planlı şehir olarak tanzim edildi.
1924 – Cumhurbaşkanlığı Orkestrası kuruldu.
1924 – Türkiye Tütüncüler Bankası kuruldu.
1924 – İlk milli sigorta Anadolu Sigorta faaliyete geçti.
1924 – Bursa’da Karacabey Harası kuruldu.
1924 – Milli Sahne Ankara’da ilk tiyatro olarak kuruldu.
1924 – Topkapı Sarayı müze olarak ziyarete açıldı.
1924 – Türkiye Cumhuriyeti yazılı ilk madeni para tedavüle çıktı.
1924 – Atatürk’ün önerisiyle ismini de verdiği Cumhuriyet Gazetesi yayına başladı.
1925 – Danıştay kuruldu.
1925 – Türk Hava Kurumu (Türk Tayyare Cemiyeti) kuruldu.
1925 – İstanbul’da Liman İşleri inhisarı kuruldu.
1925 – Osmanlı’da köylülerden alınan Aşar Vergisi kaldırıldı.
1925 – Eski Eserler ve Müzeler Genel Müdürlüğü kuruldu.
1925 – Sanayi ve Madenler Bankası kuruluş kanunu kabul edildi.
1925 – 1920’de Atatürk tarafından kurulan Anadolu Ajansı bir anonim şirkete dönüştürüldü.
1925 – Ticaret ve Sanayi Odaları Kanunu kabul edildi.
1925 – Gazi Orman Çiftliği kurulmaya başlandı.
1925 – Eskişehir Cer Atölyelerinde demiryolu malzemesi üretecek birimler hizmete girdi.
1925 – Adana Mensucat Fabrikası üretime başladı.
1925 – Türkiye’nin ilk betonarme köprüsü Menderes Nehri üzerine yapıldı.
1925 – İlk Cumhuriyet altını basıldı.
1925 – Adana ve Bergama Müzeleri açıldı.
1925 – Tayyare Cemiyeti’nin katkılarıyla Ankara’da Türk yapımı ilk planör uçuruldu.
1925 – Şeker Fabrikaları kurulmasına ilişkin kanun kabul edildi.
1926 – Demir Çelik Sanayiinin kurulmasına ilişkin kanun yayımlandı.
1926 – Uluslararası saat ve takvim uygulanmasına başlandı.
1926 – Türk Medeni Kanunu yürürlüğe girdi. Kanunla kadın erkek eşitliği sağlandı.
1926 – Türk Telsiz Telefon Şirketi kuruldu.


1926 – Eskişehir Uçak Bakım İşletmesi açıldı.
1926 – Yabancı gemilere tanınan ayrıcalıkları kaldıran Kabotaj Kanunu yürürlüğe girdi.
1926 – İlk şeker fabrikası olan Alpullu Şeker Fabrikası işletmeye açıldı.
1926 – Ankara otomatik telefonu işletmeye açıldı.
1926 – İstanbul’da inşaat demiri üreten ilk haddehane açıldı.
1926 – Tarım Satış Kooperatifleri ve Birlikleri kuruldu.
1926 – Amasya, Sinop ve Tokat Müzeleri açıldı.
1926 – Kayseri Uçak ve Motor Fabrikası açıldı. 1950’li yıllarda Adnan Menderes hükümetince kapatılana kadar bu fabrikada toplam 112 savaş uçağı üretildi.
1926 – Bakırköy Çimento Fabrikası kuruldu.
1926 – Uşak Şeker Fabrikası işletmeye açıldı.
1927 – Teşviki Sanayi Kanunu kabul edildi.
1927 – Bünyan Dokuma Fabrikası hizmete girdi.
1927 – Ankara – Kayseri demiryolu açıldı.
1927 – Emlak ve Eytam Bankası kuruldu.
1927 – İstanbul Radyosu yayınlarına başladı.
1927 – Samsun – Havza – Amasya demiryolları açıldı.
1927 – Bursa Dokumacılık Fabrikası açıldı.
1927 – Eskişehir Bankası kuruldu.
1927 – Ankara Arkeoloji Müzesi ve Sivas Müzesi kuruldu.
1927 – Okullarda karma eğitime geçildi.
1927 – İlk basketbol ligi düzenlendi.
1927 – İlk Köy Öğretmen Okulu Kayseri’de açıldı.
1927 – Türkiye Cumhuriyeti’nin ilk kağıt parası tedavüle çıkarıldı.
1927 – İzmir Müzesi açıldı.
1927 – Ankara’da Çocuk Sarayı açıldı.
1927 – İlk düzenli radyo yayını İstanbul’da başladı.

1928 – Laiklik Cumhuriyetin temel ilkesi olarak kabul edildi.
1928 – Anadolu Demiryolu Şirketi yabancılardan satın alındı.
1928 – Haydarpaşa-Eskişehir-Konya ve Yenice-Mersin Demiryolları yabancılardan satın alındı.
1928 – Ankara Çimento Fabrikası açıldı.
1928 – Türk halkına okuma-yazma öğretmek için Millet Mektepleri açıldı.(1936’ya kadar 16-45 yaş arasındaki yaklaşık 3 milyon kişiye temel eğitim verildi.)
1928 – Ankara Numune Hastanesi açıldı.
1928 – Refik Saydam Hıfzısıhha Enstitüsü kuruldu.
1928 – Türk Eğitim Derneği (TED) Atatürk’ün koruyuculuğunda Ankara’da kuruldu.
1928 – Türk Vatandaşlığı Yasası kabul edildi.
1928 – İstanbul Bomonti’de Türk Mensucat Fabrikası hizmete girdi.
1928 – Amasya – Zile demiryolu açıldı.
1928 – Türk Harflerinin Kabul ve Tatbiki hakkındaki kanun kabul edildi.
1928 – Malatya Elektrik Santralı açıldı.
1928 – İlk defa Kadınlar Mahkemelerde Avukat olarak görev aldılar.
1928 – Kütahya – Tavşanlı demiryolu açıldı.
1928 – İstanbul’da Üsküdar, Bağlarbaşı ve Kısıklı’da tramvay hatları açıldı.
1928 – Ankara’nın ilk büyük oteli Ankara Palas açıldı.
1928 – Gaziantep’te Mensucat Fabrikası işletmeye açıldı.
1929 – Mersin- Adana demiryolu yabancılardan satın alındı.
1929 – Ankara ile İstanbul arasında telefon konuşmaları başladı.
1929 – Ayancık Kereste Fabrikası açıldı.
1929 – Trabzon Vizera Hidroelektrik Santralı hizmete girdi.
1929 – İstanbul’da Fatih-Edirnekapı tramvay hattı hizmete girdi.
1929 – Anadolu-Bağdat, Mersin- Tarsus Demiryolları yabancılardan satın alındı.
1929 – Haydarpaşa Limanı yabancılardan satın alındı.
1929 – Kütahya- Emirler, Fevzipaşa-Gölbaşı demiryolları açıldı.
1929 – Deniz Ticaret Kanunu kabul edildi.
1929 – Paşabahçe Rakı ve İspirto Fabrikası açıldı.
1929 – Yeni Türk harfleriyle ilk posta pulları basıldı.
1930 – Ankara – Sivas Demiryolu Hattı ulaşıma açıldı.
1930 – Kadınlar Belediyelerde seçme ve seçilme hakkı kazandı.
1930 – Ankara’da Ziraat Enstitüsü kuruldu.
1930 – Kayseri – Şarkışla demiryolu açıldı.
1930 – Türkiye Gazeteciler Birliği kuruldu.
1930 – İstanbul Galata Köprüsü’nden 70 yıldan beri alınan köprü geçiş ücreti kaldırıldı.
1930 – Ankara Etnografya Müzesi halka açıldı.
1931 – Bursa- Mudanya demiryolu yabancılardan satın alındı.
1931 – Gölbaşı – Malatya demiryolu açıldı.
1931 – 10 ilde Bölge Sanat Okulları açıldı.
1931 – Çocuk Esirgeme Kurumu kuruldu.
1931 – Tekel Genel Müdürlüğü kuruldu.
1931 – Türkiye Cumhuriyet Merkez Bankası kuruldu.
1931 – Uluslararası ölçü birimleri kabul edildi.
1931 – Türk Tarih Kurumu kuruldu.
1932 – Devlet Sanayi Ofisi (DSO) kuruldu.
1932 – Samsun- Sivas demiryolu açıldı.
1932 – Diyarbakır Tekel Rakı Fabrikası açıldı.
1932 – Sanayi Teşvik Kanunu ile toplam 1473 işletme teşvikten yararlandırıldı.
1932 – İzmir Rıhtım İşletmesi yabancılardan satın alındı.
1932 – Türkiye Sanayi Kredi Bankası kuruldu.
1932 – Kütahya – Balıkesir demiryolu açıldı.
1932 – Ulukışla – Niğde demiryolu açıldı.
1932 – Halkevleri açıldı. (1951’de Adnan Menderes hükümetince kapatıldıklarında 478 Halkevi, 4322 Halk Odası vardı.
1932 – Türk Dil Kurumu kuruldu.
1932 – Türkiye Milletler Cemiyetine üye oldu.
1933 – Eskişehir Şeker Fabrikası açıldı.
1933 – Sümerbank resmen faaliyete geçti.
1933 – İstanbul – Ankara arasında düzenli uçak seferleri başladı.
1933 – Adana-Fevzipaşa demiryolu açıldı.
1933 – Ulukışla – Kayseri demiryolu açıldı.
1933 – Yerel Yönetimlere finansal yardım için İller Bankası kuruldu.
1933 – İstanbul Üniversitesi kuruldu.
1933 – Zonguldak Yatırım Bankası ve Kayseri Milli İktisat Bankası kuruldu.
1933 – Havayolları Devlet İşletmesi kuruldu.
1933 – Samsun- Çarşamba demiryolu hattı yabancılardan satın alındı.
1933 – Halk Bankası kuruldu.


1933 – Ankara’da Yüksek Ziraat Enstitüsü açıldı.
1934 – Bandırma- Menemen- Manisa demiryolu yabancılardan satın alındı.
1934 – İlk Türk Operası sahnelendi.
1934 – Kadınlar birçok Avrupa ülkesinden önce genel seçimlerde seçme/seçilme hakkı kazandı.
1934 – İzmir-Kasaba demiryolu yabancılardan alınarak devletleştirildi.
1934 – Keçiborlu Kükürt Fabrikası üretime başladı.
1934 – Soyadı Kanunu kabul edildi.
1934 – Turhal Şeker Fabrikası açıldı.
1934 – Isparta Gülyağı Fabrikası üretime başladı.
1934 – Kayseri Uçak ve Motor Fabrikasında yapılan ilk uçağın deneme uçuşu yapıldı.
1934 – Basmane İzmir – Afyon demiryolu yabancılardan satın alındı.
1934 – Sümerbank Bakırköy Bez Fabrikası’nın açılışı yapıldı.
1934 – İlk Süttozu Fabrikası Bursa’da açıldı.
1934 – Zonguldak Kömür Yıkama Fabrikası işletmeye açıldı.
1934 – Demiryolu Elazığ’a ulaştı.
1935 – Haftasonu tatili Cumartesi-Pazar olarak kabul edildi.
1935 – Aydın Demiryolları yabancılardan satın alındı.
1935 – MTA Enstitüsü kuruldu.
1935 – ETİBANK kuruldu.
1935 – Türkiye Şeker Fabrikaları A.Ş. kuruldu.
1935 – Türkkuşu kuruldu.
1935 – İstanbul Rıhtım Şirketi yabancılardan satın alındı.
1935 – Ankara’da troleybüs hattı işletmeye açıldı.
1935 – Fevzipaşa-Ergani-Diyarbakır demiryolları açıldı.
1935 – İlk Arkeolojik kazılar Alacahöyük’te başladı.
1935 – Paşabahçe Şişe ve Cam Fabrikası üretime başladı.
1935 – Zonguldak Türk Antrasit Fabrikası işletmeye açıldı.
1935 – Afyon – Isparta demiryolu açıldı.

1935 – Sümerbank Kayseri Dokuma Fabrikası’nın açılışı yapıldı.
1935 – Ankara Mamak’ta Gaz Maskesi Fabrikası açıldı.
1935 – Ayasofya müze olarak ziyarete açıldı.
1935 – Ankara’da Dil ve Tarih- Coğrafya Fakültesi açıldı.
1936 – Kabotajın Deniz Yolları İdaresi’ne geçmesi sağlandı.
1936 – Ankara Çubuk Barajı açıldı.
1936 – Motreux Boğazlar Sözleşmesi imzalandı.
1936 – Çanakkale ve İstanbul Boğazlarında askerden arındırılmış bölgelere Türk askerleri yerleştirildi.
1936 – Ankara’da Devlet Konservatuarı açıldı.
1936 – Edirne-Sirkeci Şark Demiryolları yabancılardan satın alındı.
1936 – Haydarpaşa Numune Hastanesi hizmete girdi.
1936 – Sümerbank Malatya İplik ve Bez Fabrikası kuruldu.
1936 – İzmit Kağıt ve Karton Fabrikası hizmete girdi.
1936 – Elazığ Şark Kromları İşletmesi kuruldu.
1936 – İzmir Enternasyonal Fuarı açıldı.
1936 – İzmir Havagazı Şirketi yabancılardan satın alındı.
1936 – İstanbul Telefon Şirketi yabancılardan satın alındı.
1936 – SEKA’nın İzmit’teki fabrikasında ilk kağıt üretildi.
1936 – Ankara 19 Mayıs Stadyumu hizmete açıldı.
1937 – Sümerbank Konya Ereğlisi Dokuma Fabrikası üretime başladı.
1937 – Ziraat Bankası Kanunu kabul edildi.
1937 – Kozlu Kömür İşletmeleri yabancılardan satın alındı.
1937 – Çatalağzı – Zonguldak demiryolu açıldı.
1937 – İstanbul Resim Heykel Müzesi açıldı.
1937 – Ankara’da ilk Bira Fabrikası kuruldu.
1937 – Toprakkale – İskenderun demiryolu yabancılardan satın alındı.
1937 – Ankara’da Motorlu Tayyarecilik Okulu açıldı.
1937 – Urfa’da Ceylanpınar Devlet Üretme Çiftliği açıldı.
1937 – Sümerbank Nazilli Basma Fabrikası açıldı.
1937 – Denizbank kuruldu.
1937 – İstanbul ve Trakya Demiryolları yabancılardan satın alındı.
1937 – Diyarbakır – Cizre Demiryolu açıldı.
1937 – Yozgat Termo-Elektrik Santralı hizmete girdi.
1938 – Gemlik Suni İpek Fabrikası açıldı.
1938 – İzmir Telefon Şirketi yabancılardan satın alındı.
1938 – Ankara Radyoevi hizmete girdi.
1938 – Divriği Demir Madenleri üretime başladı.
1938 – Bursa Merinos Fabrikası faaliyete geçti.
1938 – Murgul Bakır İşletmeleri satın alındı.
1938 – Türk askerleri Hatay’a girdi.
1938 – Beden Terbiyesi Genel Müdürlüğü kuruldu.
1938 – Devlet Havayolları Genel Müdürlüğü kuruldu.
1938 – Eskişehir İspirto Fabrikası açıldı.
1938 – İstanbul Elektrik Şirketi yabancılardan satın alındı.
1938 – Toprak Mahsulleri Ofisi (TMO) kuruldu.
1938 – Sivas – Erzincan demiryolu açıldı.
1938 – Giresun’da Fiskobirlik kuruldu.
ATATÜRK’ün VEFATINDAN SONRA
1939 – Ergani Bakır İşletmesi hizmete girdi.

1939 – Karabük Demir Çelik Kok Fabrikası üretime başladı.
1939 – İstanbul’da yabancıların işlettiği Tramvay Şirketi tesislerini hükümete devretti.
1939 – İstanbul’daki Tünel İşletmesi tüm tesislerini hükümete devretti.
1939 – Bursa ve Mersin elektrik tesisleri devletleştirildi.
1939 – Adana Elektrik Şirketi devletleştirildi.
1939 – Sivas Demiryolu Makinaları Fabrikası kuruldu.
1939 – Aydın’da 4000 köylüye toprak dağıtıldı.
1939 – İstanbul’da İETT kuruldu.
1939 – Fransız askerleri Hatay’dan çıkartıldı, Hatay Türkiye’ye katıldı.
1939 – Karabük Demir Çelik Fabrikası Yüksek Fırınları hizmete girdi.


1939 – Ankara Havagazı Şirketi devletleştirildi.
1939 – Karabük Demir Çelik Boru Fabrikaları hizmete girdi.
1939 – Milli Piyango İdaresi kuruldu.
1939 – Unkapanı Atatürk Köprüsü açıldı.
1939 – İlk Türk denizaltısı Haliç’te denize indirildi.
1939 – Sivas – Erzurum demiryolu açıldı. Cumhuriyetin ilk 15 yılında yapılan demiryolu 3.000 km’ye ulaştı.
1939 – Tekirdağ Şarap Fabrikası hizmete açıldı.
1940 – Kozabirlik kuruldu.
1940 – Türk Petrol Şirketi kuruldu.
1940 – Köy Enstitüleri kuruldu. (Toplam sayısı 21’i bulan köy enstitüleri 1954 yılında Adnan Menderes Hükümeti tarafından tamamen kapatıldı.)
1940 – İstanbul Radyo İstasyonu hizmete girdi.
1940 – Ereğli Kömür İşletmesi kuruldu.
1940 – Haliçte yapılan İkinci Türk denizaltısı donanmaya katıldı.
1940 – Taksim Gezi Parkı İstanbul’da açıldı.
1940 – Eğitim amaçlı Halk Odaları kuruldu. İlk etapta 141 Halk Odası açıldı.
1940 – Ankara’da Milli Halk Kütüphanesi açıldı.
1940 – Garp Linyitleri İşletmesi kuruldu.
1941 – Gebere Barajı açıldı.
1941 – Petrol Ofisi kuruldu.
1941 – Türk Hava Kurumu Ankara’da uçak fabrikası kurdu.
1941 – THY Yurtiçi uçuş merkezlerinin sayısı 11’e çıktı.
1942 – Ankara Etimesgut’ta üretilen ilk Türk uçağı deneme uçuşları yaptı.
1942 – Türk Devrim Tarihi Enstitüsü kuruldu.
1942 – İlköğretim seferberliği başladı.
1942 – Hasanoğlan Yüksek Köy Enstitüsü açıldı.
1942 – Dalaman ve Hatay Devlet Üretme Çiftlikleri kuruldu.
1942 – Bursa, Denizli, Mersin, Çorum ve Urfa’da Kız Sanat Enstitüleri açıldı.
1942 – İlk büyük Türk ilaç fabrikası Eczacıbaşı İlaç Fabrikası Levent’te açıldı.
1942 – Atatürk Devrim Müzesi açıldı.
1943 – Ticaret ve Sanayi Odaları, Esnaf Odaları ve Ticaret Borsası Kanunu kabul edildi.
1943 – Zonguldak-Kozlu demiryolu hattı açıldı.
1943 – İstanbul’da Atatürk Bulvarı açıldı.
1943 – Ankara’da Gençlik Parkı açıldı.
1943 – Diyarbakır – Batman Demiryolu açıldı.
1943 – Seyhan Regülatörü açıldı.

1943 – Sivas Çimento Fabrikası açıldı.
1943 – İstanbul Yüzme İhtisas Kulübü kuruldu.
1943 – İstanbul’da Yıldız Parkı açıldı.
1943 – Ankara Fen Fakültesi açıldı.
1944 – Türkiye Zirai Donatım Kurumu (TZDK) kuruldu.
1944 – İzmit Klor Alkali Fabrikası hizmete girdi.
1944 – İzmit Selüloz Fabrikaları işletmeye alındı.
1944 – Türk Hava Kurumu’nun Ankara’daki uçak fabrikasında 140 eğitim uçağı, ambulans uçakları ve çok sayıda planör üretildi.
(Ne yazık ki; Ankara, Kayseri ve Eskişehir’deki Uçak ve Uçak Motoru Fabrikalarının tamamı 1950’li yıllarda Adnan Menderes hükümeti tarafından kapatılmıştır.
1944 – İzmit’te Gazete ve Sigara Kağıdı Fabrikası açıldı.
1944 – Yeşilköy’de yerli sermaye ile üretilen ilk Türk özel yolcu uçağının denemesi yapıldı.
1944 – Anıtkabir’in temeli atıldı.
1944 – İstanbul Teknik Üniversitesi (İTÜ) kuruldu.
1944 – Mersin Limanı hizmete açıldı.
1944 – Gaziantep Havaalanı açıldı.
1944 – Fevzipaşa – Malatya ve Diyarbakır – Kurtalan demiryolları hizmete girdi.
1944 – Sakarya’da Ziraat Alet ve Makinaları Fabrikası üretime başladı
1944 – İzmir’de Yüksek Ekonomi ve Ticaret Okulu açıldı.
1945 – Şirketi Hayriye devlet tarafından satın alındı.
1945 – Türkiye Birleşmiş Milletler’e kurucu üye olarak katıldı.
1945 – İskenderun Limanı hizmete girdi.
1945 – Türkiye ilk defa yerli ampul üretimine başladı.
1945 – Balıkesir, Van, Rize, Erzurum, Erzincan ve Çankırı’da liseler ve enstitüler açıldı.
1945 – Çiftçiyi ve Köylüyü Topraklandırma Kanunu kabul edildi.
1945 – Ormanlar koruma amacıyla devletin mülkiyetine geçti.
1945 – İstanbul – Londra ve İstanbul – Paris uçak seferleri başladı.
1946 – İş ve İşçi Bulma Kurumu hizmete başladı.
1946 – İşçi Sigortaları Kurumu yürürlüğe girdi.
1946 – İstanbul – Ankara arasında yataklı tren seferleri başladı.
1946 – Ankara Üniversitesi kuruldu.
1946 – Elazığ Tekel Şarap Fabrikası açıldı.
1946 – İstanbul ve Ankara Gazeteciler Cemiyeti kuruldu.
1946 – Türkiye’nin ilk çok partili seçimleri yapıldı.
1947 – Heybeliada Senatoryumu hizmete girdi.
1947 – İstanbul Açıkhava Tiyatrosu açıldı.
1947 – İşçi ve İşveren Sendikaları Kanunu kabul edildi.
1947 – Palu-Genç demiryolu açıldı.
1947 – Türkiye Dünya Sağlık Örgütüne üye oldu.
1947 – Rize Çay Fabrikası hizmete girdi.
1947 – Eskişehir Demiryolu Takım Fabrikası hizmete girdi.
1947 – İstanbul’da İnönü Stadyumu açıldı.
1948 – Köprüağzı – Maraş demiryolu açıldı. Açılan son demiryolu hattı oldu; çünkü 1950’deki Adnan Menderes hükümetinden itibaren demiryolu yapımları durduruldu.
1948 – Çatalağzı Termik Santralı hizmete girdi.
1948 – Türkiye Milli Talebe Federasyonu kuruldu.
1948 – Milli Kütüphane hizmete girdi.
1948 – Ankara Etimesgut’ta kurulan Uçak Motor Fabrikası hizmete girdi.
1949 – Porsuk Barajı açıldı.
1949 – Emekli Sandığı kuruldu.
1949 – Türkiye İnsan Hakları Bildirgesini onayladı.
1949 – Devlet Tiyatroları Genel Müdürlüğü kuruldu.
1949 – İstanbul’da Kartal- Yalova araba vapuru hattı açıldı.
1949 – Sümerbank Ateş Tuğla Fabrikası Filyos’ta açıldı.
1949 – Muş’ta Alparslan Devlet Üretme Çiftliği kuruldu.
1949 – Murgul Bakır İşletmeleri üretime başladı.
1949 – Türkiye Avrupa Konseyi’ne kabul edildi.
1923 – 1950 arasında yapılan tüm bu eserler ve yatırımlar gerçekleştirilirken tek kuruş bile borç alınmamıştır.
Borç alınmadığı gibi Osmanlı’nın bıraktığı Düyun-u Umumiye borçları da ödenmiştir.
1929 -1932 arası Dünya tarihinde şu ana kadar yaşanan en büyük kriz olan “Dünya Ekonomik Bunalımı” dönemidir. Teğet geçmemiştir!
1939 – 1945 arası tüm dünyanın yıkıma sürüklendiği II. Dünya Savaşı dönemidir.
Bu dönemde tüm dünya kana bulanırken ve komşu ülkelerde bile milyonlarca insan ölürken; tek bir Türk vatandaşının burnu dahi kanamamıştır.
Genç Türkiye Cumhuriyetini kuran iradenin elbetteki hataları da olmuştur.
O günkü Türkiye’nin yoksulluğunu ve savaş zamanlarını göz önüne aldığımızda ne kadar zorluklar çekildiği ortadadır.
Örneğin; sık sık gündeme gelen şu camilerin kapatılırak depoya dönüştürülmesi konusunun gerçek yüzü şudur:
İkinci dünya savaşında sınırlara yığınak yapmak zorunda kalan orduyu doyurmak amacı ile köylüden toplanan hububat modern SİLO’lar olmadığı için camiler boşaltılarak SİLO yerine kullanılmıştır. Doğru olan yöntem de odur…
Peki bütün bu yapılan yatırımları ve emperyalizmin ellerinden alınarak devletleştirilen işletmeleri kimler tekrar emperyalistlere satmaya başladı? Adnan Menderes…
SON SÖZ:
Vatan; doyduğun ve mutlu olduğun yerdir.
Yaşasın Türkiye Cumhuriyeti…
Düzenleyen : Mehmet Sağlam